banner94

‘X’ , ‘Y’ ve ‘Z’ NESİLLERİ…

“ Hayatın getirdiği her şeyi sırasıyla görenler… Çok şey görenler ve gördüklerine yeni şeyler ekleyenler… Her şeyi önlerinde hazır bulanlar ama yetinmeyenler… Günümüzde yaşayan üç neslin tanımıdır bu: ‘X’, ‘Y’ ve ‘Z’ nesli…”

‘X’ , ‘Y’ ve ‘Z’ NESİLLERİ…

“ Hayatın getirdiği her şeyi sırasıyla görenler… Çok şey görenler ve gördüklerine yeni şeyler ekleyenler… Her şeyi önlerinde hazır bulanlar ama yetinmeyenler… Günümüzde yaşayan üç neslin tanımıdır bu: ‘X’, ‘Y’ ve ‘Z’ nesli…”

uğur demirbaş
uğur demirbaş
25 Ekim 2016 Salı 19:48
752 Okunma
‘X’ , ‘Y’  ve ‘Z’  NESİLLERİ…
                                         ‘X’ , ‘Y’  ve ‘Z’  NESİLLERİ…

 

“ Hayatın getirdiği her şeyi sırasıyla görenler…  Çok şey görenler ve gördüklerine yeni şeyler ekleyenler… Her şeyi önlerinde hazır bulanlar ama yetinmeyenler… Günümüzde yaşayan üç neslin tanımıdır bu: ‘X’, ‘Y’ ve ‘Z’ nesli…”

 

Prof. Dr. Muhittin ŞİMŞEK’ den dinledim bu nesil ayrımını; aslında ayrım da denemez buna; teknik ve teknolojik gelişmelerle birlikte, değişen ihtiyaç ve anlayışların nesiller üzerindeki etkisi; bu etkinin zaman içinde davranışa dönüşmesi demek daha doğru ve yerinde olur.

‘X’ nesli 2. Dünya Savaşından sonra doğanlardır; yani 1945 sonrası… Şu günlerde 60 veya 70 yaş grubunda olan insanlardır bunlar. Aralarında elbette vefat edenler vardır ama çoğunluk hayatta ve de aklı başındadır. Neden aklı başında dedim; öğünmek gibi olmasın ama bende bu gruba dâhilim ve böyle bir yazıyı kaleme alabiliyor olduğuma göre çok akıllı olmasam bile, aklım başımda demektir…

İlerde anlatacağımız hayat serüvenlerine bakılacak olursa bu gruba dâhil olan insanlar oldukça bilgili ve birikimli olmalı… Lakin bu ‘X’ nesli, yaşadıkları devrin yaşam koşulları, kısıtlı eğitim imkânları, örf ve adetlerinin oldukça katı ve keskin oluşuna uygun anlatım ve izah güçlüğü çekerler, yorum yapma alışkanlıkları da yok denecek kadar azdır; en belirgin özelliğidir bu onların.

Yaşadıklarını ve gördüklerini bilgi kotasına dökmekte zorlanırlar, tecrübeye çeviremez, dünya görüşü haline getiremezler. Bu neslin bir üyesi, eski tabirle bir mensubu olarak bu gerçeği söylemek zorundaydım.

Yaşadıkları her şey çile ve meşakkattir onlara göre, gördükleri de onların yapamadığı ve anlayamadığı olaylar, icat ve buluşlardır; ama rahatlık ve kolaylık sağlaması çokta hoşlarına gitmiştir. Ne ki, akıl yürütmedikleri, emek ve alın teri dökmediklerinden olacak iddiasız ve itirazsız yaşarlar, sessizce ücret öderler, sorgulamayı sevmezler;  gelecek tasavvuru ve kurgusu da pek fazla yer tutmaz zihinlerinde.

Dilimize nice sonra giren misyon ve vizyon kavramları bu nesil için çok fazla bir şey ifade etmez. Etraflarında olup biteni kendi eylemleri olarak görmezler, bu yüzden sorumlu tutmazlar kendilerini. Etkilendiklerinde, hele canları yandığında şikâyet etmek akıllarına gelir ama bu şikâyet dildedir, resmiyet kazandırmaktan çekinirler.

Ha keza; kullandıkları bütün alet ve edevatı da böyle görürler; çünkü kendileri icat etmemiş, akıl yormamış, eziyet çekmemişlerdir. Mali güçleri yetince ve lüzum hâsıl olunca satın alırlar, itina ile kullanırlar. Hayati sorumlulukları kendileri ve aile efradı ile sınırlıdır; kaygı ve endişeleri de aynı çerçeve içinde ortaya çıkar. Hadiseleri ve gelişmeleri hep bu pencereden veya oturdukları bu tribünden seyrederler. Dillerinde bolca dua vardır ama dualarına hedef koymazlar, ihtiyaç üzerine inşa etmezler. İnançları çok güçlüdür ama sorgulama alışkanlıkları olmadığından, hep duyduklarına inanır, inandıklarını anlatırlar ama doğruluğunu tartışmak işlerine gelmez; hatta yapamazlar. Bu nesli kestirmeden şöyle yorumlamak mümkün:

“ Hayatın getirdiği her şeyi sırasıyla görenler…”

Benimde üyesi veya mensubu olduğum bu nesli kestirmeden böyle tanımladım ve de yorumlama cüretinde bulundum ama mutlaka yanlışım vardır, kusurum da olabilir; alınan veya alınganlık gösterenler olursa kendilerinden şimdiden özür dilerim. Bu özürden sonra tanımı birazcık kısaltmak istiyorum:

“  Suskun ve sorumsuz nesil…”

Gelelim ‘Y’ nesline; 1970 yılından sonra doğanlardır; 40 veya 50 yaş arasındadır bugünlerde. Çoğunluk okumuş, bilgili, iş güç sahibi insanlardır. Bu nesil gelişmelerin hız kazandığı bir zaman diliminde hayata gelmiştir; bu hızlı akış ve değişim süreci onları birazcık sersemletmiş: ‘ Ne oluyor, nedir bu olup biten’ dercesine hayata bakmışlar ve bu durum biracıkta ürkütmüştür bu nesli. Zaman geçtikçe gördükleri karşısında: ‘…hepsi bu kadar olmaz, dahası da olmalı…’ merakına düşmüşler ve sunulan her yeni şeyi düşünmeden, ölçmeden, tartmadan yaşamlarına katıvermişlerdir. Edindikleri yeni şeylerle önce mutlu olmuşlar, sonra daha fazlasını ve farklısını edinerek mutluluklarının artacağına inanmışlardır. Üretmeden yeni ve farklı şeyler tüketmeyi, tükettikçe daha yenisini beklemeyi ve hayatlarına eklemeyi marifet saymışlardır. Bu nesli nasıl yorumlayalım:

“ Çok şey görenler ve gördüklerine yeni şeyler ekleyenler…”

Bu neslin üyesi veya mensubu olmasak da ‘Y’ nesiyle aynı ortamda buluştuk, onları mutlu eden yeni şeyleri onlarla birlikte hayatımıza ekledik, onlar kadar iştiyakla olmasa da bizde mutlu olduk veya olmaya çalıştık. Bu ‘Y’ nesli bizim oğlumuzdu, kızımızdı; belki yeğenimiz, belki karşı komşumuzun oğlu veya kızıydı; ne fark eder ki…  Peki, kısadan bu nesle ne demeliyiz:

“ Şaşkın ve savruk nesil…”

‘Z’ nesli ise1990 yılından sonra doğanlardır; henüz yirmi yaşını doldurmuş ama otuzunu bulmamıştır bu grup, çok gençtirler. Bu son zamanda artık gelişmeler olağan hale gelmiş, hız dükkânlarda satılır, yenilik cepte taşınır olmuştur. Bu nesil, ‘X’ neslinin yani bizlerin torunlarıydı, yeğenlerimizin çocuklarıydı; karşı komşu kızının veya oğlunun çocuklarıydı bu nesil… ‘Y’ neslinin nesi oluyordu bu ‘Z’ nesli, onların da evlatlarıydı… ‘Z’ neslini hangi tanım veya yorum içine koyalım:

“ Her şeyi önlerinde hazır bulanlar ama yetinmeyenler…”

Kısaltırsak ne deriz bu ‘Z’ nesli için:

“ Şımarık ve savurgan nesil…”

Ne yalan söyleyeyim Prof. Dr. Muhittin ŞİMŞEK gibi bende aynı kanaatteydim o 15 Temmuz gecesine kadar. Bakın Muhittin ŞİMŞEK bu hususta ne diyor:

“ 15 Temmuz gecesi bu üç nesil bir anda kendisi oldu, ruhuyla bütünleşti ve kendisini buldu… Hele ümidimi kestiğim ‘Z’ nesli var ya; meğer Asım’ın nesliymiş… Artık ümitliyim, gelecek endişem azaldı, kaygılarım kayboldu.”

‘ Suskun ve sorunsuz nesil ’ yani bizler; meğer yıllardır iç dünyamızda kendimizi sorguya çekiyormuşuz. Bildiklerimiz ama yutkunarak sustuklarımız o gece dile geliverdi, tarihi sorumluluğumuzu fark ettik ve çıktık sokaklara, meydanlara döküldük.

‘ Şaşkın ve savruk nesil…’ olarak gördüğümüz ‘Y’ nesli üzerinden şaşkınlığın attı, savrukluğunu can kaygısına taşıdı ve yürüdü kurşunların üzerine, tanklara takla attırdı.

‘ Şımarık ve savurgan nesil ’  olarak nitelendirdiğim gençlik beni ve benim gibi düşünen bütün insanları şaşırttı. Bu gençlik şımarık değil öz güven sahibiymiş, savurgan değil savunucuymuş milletini, devletini ve milli değerlerini…

Yazımın başlığıma koyduğum nesil kodlaması için şu açıklamayı tekrar yapmakta fayda görüyorum; bu bir yerde aklında gereği.

Söz konusu ettiğim üç nesli ‘X’,’Y’ ve ‘Z’ olarak kodlayan ben değilim, bana ait değil bu tanımlama; Muhittin ŞİMŞEK’ den dinledim, hoşuma gitti ve yazı başlığına koydum.

Birazda nesillerin zaman içindeki serüvenlerine bakmak lazım; hadi öyleyse, aklımın erdiği, dilimin döndüğü ve kalem gücümün yettiğince gireyim nesillerin hayat serüvenlerine.

‘X’ nesli, yani ‘ Hayatın getirdiği her şeyi sırasıyla görenler’ grubunun bir üyesi, bir mensubu olarak; hayatın getirdiği her şeyi sırasıyla nasıl gördüğümüzü kısaca anlatayım…

Benden birkaç yaş büyük veya birkaç yaş küçük olanlar da dâhil; genellikle köylerde, toprak damlı evlerde dünyaya geldik. Belki çok azımız kasabalarda hayat buldu, şehirlerde hayata gözlerini açanlarda vardır.

Avrupa 2. Dünya Savaşından çıkmıştı, savaşa katılmamış olsa da henüz 1. Dünya Savaşının yaralarını saramamıştı Türkiye… 2. Dünya savaşından çok etkilenmiş, kıtlık ve yoksulluk içinde çaresiz kalmıştı. Kaybettiği imparatorluğa mı yansın, sıkıştırıldığı coğrafyanın o günkü şartlar içinde zorluğuna mı katlansın, sanayi devrimine katılamamanın ezikliğini mi yaşasın, bu durumdan kurulmaya mı çalışsın… Devlet aklı oldukça dağınık ve şaşkın olmalı…

Manzara bu, böyle bir ortamda hayat nasıldır; hayata gelen nesil nasıl tanımlanır veya yorumlanır:

“ Varların az, yokların çok olduğu bir Türkiye’ de hayat bulmuştur ‘X’ nesli…”

Bu yüzden suskun ve sorumsuzdur; suskundur çünkü neyi konuşsun… Sorumsuzdur çünkü bu manzarada katkısı yoktur; ortamın bu hale gelmesi onun suçu değildir, hangi sorumluluğu üstlensin.

Suskun ve sorumsuz neslin çocuklarıdır ‘Y’ nesli, köyler yola ve elektriğe kavuşmuş, radyolar çalar, şehirlerde önce sinemalarda filimler seyredilir, daha sonraları siyah beyaz da olsa belli saatlerde televizyon yayın yapar olmuştu. Sabit ev telefonları sehpalarda yerini almış, Murat 124 ler sokaklarda korna çalar, minibüsler müşteri taşır hale gelmişti.

“ Varların çoğaldığı, yokların azaldığı bir Türkiye’de hayat bulmuştur ‘Y’ nesli”

Kendi buluş ve icadımız olmadığından birden girmiştir bu yenilikler hayatımıza; ‘Y’ nesline bu yüzden şaşkın ve savruk yakıştırması yakışıyor. Çok şeyi birden gören şaşırmaz mı, daha çok yeni şey istemek için savrulmaz mı etrafa; hem ister, hem savrulur…

En şanslı nesildir ‘Z’ nesli, ama görünüşe aldanmamak lazım; şanslı olmak insanı mutlu etmiyor ki… ‘Z’ nesli şanslıdır ama bana göre mutsuzdur da. Her şeyi önlerinde hazır bulmuş ama yetinmeyi öğrenmemiş bir nesildir; yetinmeyi bilmemek mutsuz olmak, huzursuzluğu huzur edinmektir.

‘X’ nesli ana ve babaya güvence iken, ‘Z’ nesli ana ve babayı güvence görmüş şımarık ve savurgan yakıştırmasını hak etmiştir. Lafı fazla uzatmadan:

“ Varların çok, yokların yok olduğu bir Türkiye’de hayat bulmuştur ‘Z’ nesli…”

Ama şu insan fıtratı var ya; genlerden kaybolmayan kadim bilgi ve insan idrakindeki milli şuur… 15 Temmuz gecesi bu üç nesli buluşturmuş, kavuşturmuş ve bir bütün haline getirmiştir.

Kuşak çatışması kuşak kavuşmasına dönüşmüş, aradaki kopukluk ve soğukluk atılan bombalar, sıkılan kurşunlarla birleşmiş ve kaynaşmıştır.

Artık ‘X’, ‘Y’ ve ‘Z’ kodlaması yok, ayrımı yok, ayrışması yok:

“ TÜRK MİLLETİ VAR…”

Saygılarımla… 24 Ekim 2016

 

 

Son Güncelleme: 25.10.2016 19:49
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner89

banner83

banner26