Kategoriler

Yöremizden Dünyaya.. Soguksuhaber.com

Bu Kez Çayımız Hüzün Demli: Çam Kokulu Yollardan Yas Yollarına

Bu Kez Çayımız Hüzün Demli: Çam Kokulu Yollardan Yas Yollarına

Bugün bardağımızdaki çayın tadı her zamankinden biraz farklı, zira bu kez çayımız hüzün demli. Sevdiklerimize kavuşmanın heyecanıyla katettiğimiz çam kokulu Kızılcahamam yolu, geçtiğimiz haftalarda meydana gelen trafik kazası nedeniyle bir yas yoluna dönüştü. O gün kazada gencecik evlatlarımız hayatını kaybetti; geride ise aileleri ve sevdikleri için yıllar boyu dinmeyecek bir acı ve hüzün kaldı.

Kazada evlatlarını yitiren ailelerin ocağına düşen ateş, bu yollarda meydana gelen trafik kazalarında sevdiklerini kaybedenler başta olmak üzere eminim birçok kişinin yüreğini sızlatmıştır. Nitekim bugüne kadar bu yollarda meydana gelen trafik kazalarında nice canlar ansızın yitip gitti. Ben de bu yolların o kasvetli yüzüyle henüz çocuk yaşlarımda tanışmıştım. Şimdi gelin, çocukluk hafızamda silinmez izler bırakan bu kederli tanıklıkların eşliğinde 1970’li yıllara doğru kısa bir yolculuğa çıkalım. Hatırlarsınız, o yıllarda arabalar şimdiki gibi ileri teknoloji ürünü değildi. Şehirler arası yollarda özellikle karanlık veya sis çöktüğünde ve yağmur veya kar yağdığında araba sürmek tam bir maharet ve sabır işiydi. Eskiden yolların çift şeritli olmaması bir yana gidiş-dönüş aynı dar yoldan yapılırdı. O yılların ölümlü kazaları sisli, yağmurlu ve karlı havalarda sürücülerin direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucunda genellikle keskin virajlarda yaşanırdı.

Kızılcahamamlı olup da Kargasekmez’in keskin virajlarını bilmeyen yoktur. İşte benim de çocukken başkalarından duyduğum veya yakından şahit olduğum trafik kazalarının çoğu bu keskin virajlarda yaşanırdı. Bunların arasında ilk olarak bir minibüsün Kargasekmez’de şarampolden aşağıya yuvarlandığı kazayı hatırlıyorum. Bu kaza, minibüsün şoförünün o yıllarda müzik dinlemek için kullanılan plakları değiştirirken direksiyon hakimiyetini kaybetmesinin sonucunda meydana gelmişti. Hatırladığım bir diğer kazada ise komşumuz Hanım teyze ve kızı Sefa'nın bulunduğu minibüs Kargasekmez’de şarampolden aşağıya yuvarlanmış ve kazada benim de mahalleden yakın arkadaşım olan Sefa hayatını kaybetmişti. O gün ilk kez, ölümün aslında ne kadar yakınımızda olduğunu derinden hissetmiştim. Çünkü Sefa yerine o minibüs koltuğunda ben de oturuyor olabilirdim.

Başka bir gün babam, annem, kardeşim ve ben köyümüz Akdoğan’dan Kızılcahamam’a dönerken korkunç bir kazaya şahit olmuştuk. Önümüzden ilerleyen bir petrol tankeri Kargasekmez’de virajı alamayıp şarampolden yuvarlanmıştı. Babam kazayı görür görmez kullandığı turuncu renkli vosvosu kenara çekip aşağı inmişti. Çoğu Kızılcahamamlının yakından tanıdığı ambulans şoförü merhum babam Ahmet Eroğlu, yaralıları bir an önce kurtarabilmek için cesur adımlarla tankere doğru koştu. Şoförün hayatını kaybettiğini ve yanındaki yolcunun yaralı olduğunu gören babam herhangi bir patlama ihtimaline karşı yaralıyı çevik bir şekilde tankerin içinden çıkardı. O sırada annem, kardeşim ve ben kazanın şiddeti karşısında dehşete kapılmıştık.

O günden bugüne dünyada birçok şey değişti. Kullandığımız arabalar artık daha yüksek teknoloji ürünü; keza yollarımız da artık daha geniş ve emniyetli. Lakin bu ilerlemelere rağmen trafik kazalarında hâlâ binlerce canımızı yitirmeye devam ediyoruz. Peki bunun sorumlusu kim? Geçmiş yıllara kıyasla arabalarımızın daha gelişmiş ve yollarımızın daha genişlemiş olmasına rağmen hâlâ trafik kazalarında ağır kayıplar veriyorsak sorumluluğu biraz da kendimizde aramamız gerekmez mi? Trafikte sabırsız, aceleci, dalgın, dikkatsiz ve anlayışsız bir şekilde davrandığımız için yıllardır sevdiklerimizi yitirmeye devam ettiğimizin farkında mıyız acaba?

Dilerim, çayınızın son yudumuna eşlik eden bu satırlar trafikte başkalarının da yaşam hakkını gözetme bilinciyle hareket etmemiz gerektiği konusunda farkındalık kazanmamıza vesile olmuştur. Haftaya, daha huzurla içebileceğimiz bir bardak çay eşliğinde yeniden buluşmak üzere...

Yorumlar