|
Merhaba Sevgili Dostlar
Belki tekrar etmis gibi olacagiz ama yazilari söyle bir toparlayalim. Nisan ayinda yayinlanan yazida, Niyazi Berkes’ten alinmis bir yaziyi kopyalamistik. Yazi millet ve ümmet kelimelerinin Arapça aslina göre Türkiye’de farkli anlamda kullanilmasinin tarihi kökeni ve millet algimizda dinin yerini irdeliyordu. Sonraki yazimiz yazi dizisine bir giris teskil ediyordu. Sonra Türklügün irk olmadigi ana fikrine dayanan bir yazi ve elestirilere cevap veren, bu konuda gazetelerde yayinlanmis yazilardan birkaç kopya ile devam ettik.
Meselenin mesele olmasi, çok boyutlu, karmasik ve yanlis ön kabullere dayali düsünce tarzindan kaynaklaniyor. Yusuf Akgül hocamiz kendince dogru söylüyor. Ama bu dogrunun bana bir faydasi yok. Kimseye yok. Size var mi? Atilla Türk olmus olmamis bana ne? Bu eger bilimsel gerçeklik adina savunuluyorsa bunun yanlisligini ispat etmekte mümkün. Aslinda problemin temeli de bu bilimsel düsünceden kaynaklaniyor ya. Simdilik bunu geçelim.
Ben de kabul ediyorum, Türk(?)lerin daha önce Anadolu’ya gelmis olabilecegini. 1071’den sonra gelenler, Müslüman Türkler. Elbette daha önceden gelenler olabilir. Ya da dogrulugu tartismali hatta nerdeyse yanlisligi tartismasiz, Anadolu’nun yedi bin yillik Türk yurdu olmasi meselesinin de çok fazla bir önemi yok. Nerden geldik ne zaman geldik önemli olan bu degil. Yedi düvele “bu toprak bizim vatanimiz, belki sonradan geldik ama simdi burasi bizim ve burada sadece bizim borumuz öter” diyebilmek önemli. Diyelim ki 1071’de geldik. Buranin bizim vatanimiz olmasina bu halel mi getirecek. Ne zaman geldiysek geldik, simdi buradayiz, burasi bizim, fethettik, burada yasayanlarin üzerinde hâkimiyet kurduk burayi kendimizin kildik. Sizin degil diyen varsa “göstersin kendini de el mi yaman bey mi yaman görelim” diyebilmek önemli.
Olabilir, her topluma peygamberler gelmistir. Ata Türklere de peygamber gelmis, onlar da zaman içinde bütün insanlar gibi dogru yoldan sasmis, o tevhit dininin ana damarina sadik kalarak Müslüman oluncaya kadar gelmis olabilir. Ne olur sanki bunlarin hepsine Ata Türkler desek. Benim temel meselem, kendi Türklügümü vuzuha kavusturmak, anlamlandirmak, içini doldurmak. Bu vatan bizimse biz kimiz meselesini sorgulamak. Balik derya içredir, deryayi bilmez derler. Balik derya içredir. Balikligini bilmez. Biz neydik ne olduk ne olacagiz meselesi önemli olan çok eski tarihler, Atilla vs. beni fazla ilgilendirmiyor. Önceki yazida Atilla zaten Türk degildir. Türkçe bilmez demistim. Atilla Türk diyelim. Türkçe konustugunu söyleyebilir misiniz? Çünkü bizim konustugumuz Türkçe Anadolu’da olusmus bir dildir. Birakin yüzyillar öncesinin Atilla’sini zamanimizin Türk dedigimiz insanlarinin konustugu dilden de farkli bir dil. Elbette Cumhuriyet sonrasi yanlis dil politikalarinin sonunda dumura ugramistir. Cumhuriyetin ilani zamaninda söylenmis sözleri bile asli sekliyle anlayamaz hale gelmisiz. Dizilerini seyrettigimiz romanlari sadelestirmeden anlayanlarimiz çok azalmis. Ama hala dilimiz Türkçe. Dünya da dili Türkçe olan tek millet biziz. Özbekler Özbekçe, Azeriler Azerice konusuyor, Kirgizlar Kirgizca, Türkmenler Türkmence. Bunlarin hepsi de Türkçe derseniz. O zaman Türkçe ne? Biz akrabayiz, dilimiz akraba, örf ve adetlerimiz benzer falan filan diyebilirsiniz. Bunlar tamam. Ama yedi bin yillik Türklükten, herkesin Türk oldugundan bahsetmek dogru degil. Resmi tarihin dogru dürüst bir Türk tanimi yok ki. Zaten yanlislik o günes dil teorilerinden basliyor. Anadolu ve Trakya topraklarindan mütesekkil adi Türkiye olan bu topraklarda cumhuriyet sonrasi bir milli devlet kurmusuz, ama bu milli devletin insan kaynaginin bir millet olmasi ve millet olarak gürbüzlesmesi meselesini muallâkta birakmisiz. 20. Yüzyil tarihimiz yikim ve yikimdan sonra kurum, kurumdan sonra donum tarihi. Birileri zengin olmus, hükümran olmus ama milletin asli unsuru oldugu yerde donmus. Elbette gelismeler degismeler olmustur. Ama bu tarihin, ortamin, kisisel gayretin sonucu her toplumun hayatinda kaçinilmaz olarak olabilecek seyler. Dogru bir amaca yönelmis bir millet iradesi ve bu iradenin mücessem varligi hala yok. Küresellesen dünyada diger milletler gibi, millet olmayan sürüler haline gelme yolunda doludizgin gidiyoruz.
Irk diye bir sey gerçekten var mi? Tarihi süreç içinde safligini muhafaza edebilmis bir irk var mi? Birinci sorunun cevabini var olarak verseniz bile bunun dogru cevabinin yok oldugunu söyleyenlerde çikacaktir. Ama 2. Soruya acaba kaç kisi var diyebilir. Var oldugunu iddia edelim. Biz Türkler bu saf irkin numuneleri miyiz? Hayir. Bizim su andaki Türklügümüz irk temeline dayali degil. Sadece T.C. vatandasi olmayi gözetiyor degilim. Türkiye Cumhuriyeti vatandasi olan herkes Türk’tür. “Yok ya ben degilim” diyenler de Türk’tür. Bizim meselemiz bu da degil. T.C. vatandasi oldugumuz için Türk oldugumuzu iddia etmiyoruz. Bazilari gibi “ben aslinda baska bir seyim ama bana Türk” diyorlar diyenlerden de degiliz. Bir kere öncelikle soyumuzu atamizi vatandasi oldugumuz devleti hiç gözetmeden kendi bilincimiz ve irademizle Türk olmayi seçtik. Türk olmakta Türk kalmakta israrciyiz. Bizim Türklügümüzün temel harci Alperenlerin açtigi yolda Anadolu’ya gelenler tarafindan atilmis. Ama biz burada yeniden harmanlanmis, tazelenmis, gürbüzlesmis, zenginlesmis yeni bir millet olmusuz. Burayi kendimize vatan kilmisiz. Biz Türklerin Türkiye’den baska gidecek yeri yok. Kendimize Türk olmaktan baska ad takma ihtiyaci duymuyor, hatta bunu ihanet sayiyoruz. Türk dogmayi degil Türk olmayi önemsiyor, herkesi Türk olmaya davet ediyoruz. Türklük davetle müserref olunan ve kabul edenlerin içine dâhil olarak seref buldugu bir haldir. Türklügün irk boyutu vardir. Ama bu irk boyutu meselenin karmasikligi, ayristirmanin zorlugu ve tarihi süreç içinde olusan farklilasmalari dogru anlamlandirip yorumlamada düsülen hatalar nedeniyle kendi Türklügümüzü gölgeliyor. Kafalarda tesevvüse neden oluyor. Bizim Türklügümüz Orta Asya kökenli olmamiza dayanmiyor. Biz Orta Asya’dan gelenlerin yaptigi asiyla, verdigi ruhla burada yeni bir millet olmusuz. Bize Türk demisler. Süreç içinde bu topraklarda yasayan insanlarin konustugu yeni bir dil olusmus, yaratilmis. Bu dile de Türkçe demisiz. Burasi bizim pergelimizin sabit noktasi. Pergeller de daire çizmeye yarar. Daire çizebilmek için sabit olmasi gereken noktayi sabit tutmaniz gerekir. Allaha Emanet.
|