banner94

BİR GECENİN ARDINDAN GERİYE KALAN:   Mİ’RAC VE RABBE YÖNELİŞ 

Ülkemizi ve insanlığı bu zor zamanlardan en kısa zamanda hayır ve sağlıkla kurtarmasını niyaz ediyorum. İnsan olarak ahlâk ve idrakimizin kemaline, İslam âlemi olarak kardeşlik ve birliğimizin tesisine katkı sunmasını diliyorum. 

BİR GECENİN ARDINDAN GERİYE KALAN:   Mİ’RAC VE RABBE YÖNELİŞ 

Ülkemizi ve insanlığı bu zor zamanlardan en kısa zamanda hayır ve sağlıkla kurtarmasını niyaz ediyorum. İnsan olarak ahlâk ve idrakimizin kemaline, İslam âlemi olarak kardeşlik ve birliğimizin tesisine katkı sunmasını diliyorum. 

uğur demirbaş
uğur demirbaş
21 Mart 2020 Cumartesi 21:55
331 Okunma
BİR GECENİN ARDINDAN GERİYE KALAN:   Mİ’RAC VE RABBE YÖNELİŞ 
banner4

Kızılcahamam İlçe MüftüHasan Limon Miraç kandili nedeniyle haber sitemize açıklamada bulunarak, Kandil mesajı yayınladı.

İlçe Müftüsü Hasan Limon; "Sözlükte “yukarı çıkmak, yükselmek” anlamındaki urûc kökünden türemiş olan mi‘râc kelimesi “yukarı çıkma vasıtası, merdiven” demektir. Terim olarak Hz. Peygamber’in göğe yükselişini ve Allah katına çıkışını ifade eder. Resûl-i Ekrem’in bir gece Mescid-i Harâm’dan Mescid-i Aksâ’ya yaptığı yolculuğa İsrâ, oradan göklere yükselmesine Mi‘rac denilmiştir.  
Bu vesileyle Receb ayının 27. Gecesi,  İslam tarihi ve Müslümanlar açısından önemli ve olağanüstü bir değer taşıdığı için, her yıl çeşitli mekânlarda bir takım dini ve kültürel etkinliklerle kutlanmakta; dua, zikir, şükür, nafile ibadetler, hayır ve sadakalar v.b kandil programları şeklinde karşılanmaktadır. Böyle bir geceye, yeniden kavuşmanın ve duaların kabul edildiği, Müslümanlar arasında muhabbet, sevinç ve kardeşliğindayanışmanın yaşandığı; gönülleri ve yaşamı aydınlatan kandil gecesi denilmektedir.  
Bu gece, ayet ve hadislerde anlatıldığı üzere Allah tarafından hikmet ve rahmet gecesi olarak nitelenmektedir. Abdullah b. Mes‘ûd’un rivayetine göre bu gece beş vakit namaz farz kılınmış, Hz. Peygamber’e, Allah’a şirk koşmadıkları sürece ümmetinin günahlarının bağışlanacağı müjdesi verilmiştir (Müslim, “Îmân”, 279). Bu haber şefaatle ilgili rivayetlerle birlikte mütalaa edildiğinde Mi‘rac Müslümanlar için bir bayram, kutlanmaya lâyık bir olay haline gelmektedir. Yapılan dualar, hayır ve sadaklar, iftar ve ikramlar, icra edilen mevlid ve programlar ve başka diğer birçok özel davranışların hepsi, bütün bu rahmet, hikmet, şefaat ve kurtuluşun elde edilmesi için gösterilen gayretlerdir.  
Kaynaklarımızın aktardığına göre olay genel olarak şu şekilde cereyan etmiştir: Bir gece Resûlullah, Kâbe’de Hicr veya Hatîm denilen yerde iken bazı rivayetlerde uykuda bulunduğu sırada veya uyku ile uyanıklık arası bir halde- Cebrâil geldi; göğsünü açtı, zemzemle yıkadıktan sonra içine iman ve hikmet doldurup kapattı. Burak adlı bineğe bindirip Beytülmakdis’e götürdü. Resûl-i Ekrem Mescid-i Aksâ’da iki rek‘at namaz kılıp dışarı çıktığında Cebrâil biri süt, diğeri şarap dolu iki kap getirdi. Resûlullah süt dolu kabı seçince Cebrâil kendisine “fıtratı seçtin” dedi, ardından onu alıp dünya semasına yükseltti. Semaların her birinde sırasıyla Âdem, Îsâ, Yûsuf, İdrîs, Hârûn ve Mûsâ peygamberlerle görüştü; nihayet Beytülma‘mûr’un bulunduğu yedinci semada Hz. İbrâhim’le buluştu. Sidretü’l-müntehâ denilen yere vardıklarında yazıcı meleklerin kalem cızırtılarını duydu ve 
Allah’ın huzuruna çıktı. Burada Cenâb-ı Hak elli vakit namazı farz kıldı. Dönüşte Hz. Mûsâ, elli vakit namazın ümmetine ağır geleceğini söyleyip Allah’tan onu hafifletmesini istemesini tavsiye etti. Namaz beş vakte indirilinceye kadar Hz. Peygamber’in huzûr-i ilâhîye müracaatı ve Mûsâ ile diyalogu devam etti. Bir rivayete göre Resûl-i Ekrem’e mi‘racda Bakara sûresinin son âyetleri indirilmiş ve Allah’a ortak koşmayanların affedileceği müjdesi verilmiştir.  
Mi’rac olayı hakkında kaynaklarımızda daha birçok bilgiler aktarılmaktadır. Ancak genel olarak bu gece Peygamberimiz; Hz. Muhammed (s.a.s)’in Allah tarafından bir takım özel ve olağanüstü iltifatlara mazhar olduğu aşikârdır. Bütün bu anlatılar bizlere tarihi bir takım bilgiler aktarmanın ötesinde Yüce Rabbimizin kudret, rahmet ve mağfiretinin yüceliğini, sonsuzluğunu ifade etmektedir. Müslümanlar olarak da bizler Peygamberimize olan sevgi ve minnetimizin, Rabbimize olan şükür ve kulluğumuzun bir gereği olarak böylesi müstesna zaman dilimlerini en iyi şekilde değerlendirebilmenin; dünya ve ukbâ (ahiret) hayatımız için bir kurtuluş vesilesi olabilmesinin can-ı gönülden temennisi içersinde oluruz. Bu yüzden zihin ve gönül dünyamız her zamanki halinden biraz daha hassas olabiliyor. Heyecan ve gayretimizin bir kat daha arttığı, sevinç ve hüznümüzün aynı anda gönüllerimizde yaşanabildiği, ömrümüzün ve zamanımız muhasebe edilip, ahlâkî ve kültürel farkındalığın ortaya konulabildiği tarifi zor özel zamanlardan birisidir Mi’rac Kandili. 
Bu arada ülkemizin ve bütün insanlığın hayatında bir anda yer eden  (COVID-19) Corona salgın hastalığı nedeniyle zor zamanlar içersinden geçmekteyiz. Günlük ve sosyal hayatımızın birçok alanında etkisini göstermekte olan bu meş’ûm hadise, her zaman olduğu gibi camilerimizde gerçekleştirdiğimiz; dillerden gönüllere, kubbelerden kâinata dağılan o hoş sadâlarımızın da üzerine derin gölgesini bırakmıştır. Hep birlikte semaya kalkan ellerimizin, tekbir ve salâvatlarla şakıyan dillerimizin, Kur’ân ile parıldayan gözlerimizin, kalbden kalbe yol olan selam ve kucaklaşmalarımızın, bir ömre bedel sohbet ve muhabbetlerimizin de boynu bükük kalmasına sebep olmuştur.  
Sevinç ve hüznümüzün, özel ve güzel günlerimizin birlik ve beraberlik içersinde lezzet ve bereket kazanacağına hepimiz kânîyiz. Lakin bütün bu, bir an önce yok olup gitmesini hayır ve sabırla beklediğimiz zorlu günler aynı zamanda bize bazı uyarı ve hatırlatmaları da peşi sıra yapmaktadır.  Ömrümüzün fani oluşu, yaşamımızın bir gerçeği olan ölümün ansızın kapımızı çalışı, yarına dair hayal ve umutlarımızın bir anda anlamsız kalışı, geçmişimizin sevinç ve iyi ki’lerle dolmasından duyduğumuz huzur ya da keşke’lerimizin hüzne bıraktığı beyhûde bir mazi her birimizin zihin ve gönül dünyasında esen rüzgarlardandır.  
Rabbimize olan imanımızdan aldığımız güç ve kuvvet, her zorluğun ardından bir kolaylığın her zahmetin ardından bir rahmetin her imtihanın ardından bir başarının, her hüznün ardından bir sevincin; her gecenin ardından gelen gündüz, her kışın ardından gelen bir bahar kadar zihnimizde ve yüreğimizde yer almaya devam edecektir. 
Mi’raç kandili vesilesiyle andığımız ve yeniden gözlerimizin hasret ve sevinçle yaşarmasına, dillerimizin adıyla lezzet bulmasına vesile olan Hz. Muhammed (s.a.s) efendimiz de gönlünü yoran, belini büken ağır imtihanlardan geçmekteydi. Ve böylesi yine hüzün dolu bir gecenin ardından rabbinin katına, sabır ve teslimiyetiyle O’nun evinde sadece O’na sığınırken yükselmişti. Yükselişi ümmetine rahmet olmuştu. Çektiği onca sıkıntı, katlandığı türlü nice zorluklar; her zaman kendisine ve ümmetine rahmet ve mağfiretin, zafer ve mutluluğun, hayır ve hidayetin, adalet ve esenliğin, güven ve kardeşliğin vesilesi birçok eşsiz ve muhteşem nimetlerle sonuçlanmıştır.  
İşte bütün bu zorlukların ardından gelen rahmetin bir örneği, zamanın ve hayatın dengesini sağlayan, zihin ve gönül dünyamızın tanzimini yapan, geçmiş ve geleceğin anlamını sağlayan, varlık ve kimliğimizin adını koyan Namaz’dır. Acziyet ve muhtaçlığımızın sonucu yaptığımız nice hata ve kusurların, nimet ve imkânları doğru kullanıp değerlendiremeyişimizin sonucu olan nankörlük ve tatminsizliğimizin,  sayısız ve harikulâde nimetlere karşı gereğince yapılamayan şükür ve minnetimizin; Rabbimizin sonsuz ve sınırsız Af ve Mağfiretine mazhar olduğu gecedir Mi’rac kandili. Ümmeti olmakla şeref bulduğumuz, insanlığın rahmet vesile Muhammed Mustafa (s.a.s) efendimizin; Rabbimizin izniyle kendisine gönülden bağlanıp, güzel ahlâkını örnek alan ümmetinden kardeşlerine Şefaat’iyle müjdelendiğimiz özel bir gecedir Mi’rac kandili. Rabbe yönelen ellerin, münacaât eden dillerin, aşkıyla bîkarâr olan gönüllerin Vuslata Erdiği gecedir Mi’rac kandili.   Adına sayısız eserlerin kaleme alındığı, sanat ve fikir dünyamızı aydınlatan; Milli ve Manevi Kültürümüzün müstesna ve tükenmeyen kaynaklarındandır Mi’rac kandili.   
Bütün bu duygu ve düşüncelerle Mi’rac Kandilimizi kutlar, milletimiz ve insanlık için hayırlara vesilesi olmasını temenni ederim. Ülkemizi ve insanlığı bu zor zamanlardan en kısa zamanda hayır ve sağlıkla kurtarmasını niyaz ediyorum. İnsan olarak ahlâk ve idrakimizin kemaline, İslam âlemi olarak kardeşlik ve birliğimizin tesisine katkı sunmasını diliyorum. 

Son Güncelleme: 21.03.2020 22:04
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner89

banner79

banner78

banner83

banner90

banner26